21 Kasım akşamı Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rum toplumlarının Çetinkaya (Cirit) sahasında gerçekleştirdikleri eylem adada yaşayan binlerce insanı bir araya getirmiştir. Barış ve çözüm arzularını ifade etmeleri için büyük bir olanak sağlamıştır. Kıbrıs’ın birleşmesinin iki toplumun da ortak arzusu olduğunu ortaya koymuştur.

Umudumuz, toplumların bu istencini Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rum liderliklerinin de dikkate alarak adada çözüm ve barışın tesis edilmesine yönelik önemli bir adım atmalarıydı. Ancak, yapılan açıklamalar sürecin istenildiği gibi gitmediğini ortaya koymaktadır.

Öncelikle, Mont Pelerin’deki taraflar arası farklı duruşların, görüşmelerin sonlandırılması olarak anlaşılmaması gerektiğine inanmaktayız. Her iki liderliğin de 11 Şubat’ta müzakerelerin çerçevesini oluşturan belgede imza koydukları gibi suçlama oyunlarına girmeden yapıcı bir diyaloğu devam ettirmeleri gerektiğinin kendi yükümlülükleri olduğunu hatırlatmak isteriz.

Bu süreçte suçlama oyununa girmeden, yapıcı diyaloğun oluşturabilmesi için liderlerin çok kısa süre içinde kapsamlı çözüme yönelik yol haritalarını belirlemelerini ve adanın birleşmesinin sağlanmasına yönelik kararlılıklarını toplumlarına yeniden ifade etmeleri gerekmektedir. Bu yüzden Çözüm ve Barış Platformu olarak çok kısa zamanda yeni yol haritasının ortaya konulması gerektiğinin çağrısını yapıyoruz.

Cumhurbaşkanı sözcüsü tarafından yapılan toprak ve yüzdelikler ile ilgili uzlaşmazlık noktalarının köprü kurulamayacak unsurlar olduğunu düşünmüyoruz. Kurulacak olan federal devletin unsurlarının idari sınırlarının

belirlenmesi diğer yakınlaşmaları anlamsızlaştıracak kadar önemli meseleler olmadığına inanıyoruz.

Tarihsel olarak Kıbrıslı Türk toplumu için varoluşsal öneme sahip olan konunun siyasi eşitlik olduğu bir gerçektir. Siyasi eşitliğimizin gerçekleştiği koşullarda huzurun, güvenin ve işbirliğinin sağlanacağı açıktır. Bu noktada esas değerlendirilmesi gereken yapılan

görüşmelerde siyasi eşitlik ile ilgili olarak yakınlaşmaların önemidir. Kıbrıs Türk tarafı için esas siyasi pozisyonun siyasi eşitlik olduğuna inanıyoruz. Bu aşamada görüşmelerde geri adım atılmadan, karşılaşılan zorluğun aşılmasının elzem olduğuna inanıyoruz.

Bugüne kadar yürütülen süreç, Kıbrıslı süreç ve liderlerin yürüteceği müzakereler olarak tanımlanmıştır. Bu aşamaya kadar gösterilen efor ve harcanan emekle sağlanan yakınlaşmaların sonucunda herşeye rağmen BM’ye bu sürece sahip çıkması çağrısı yapıyoruz. Bu noktada suni krizler yaratarak sürecin yavaşlatılması Kıbrıs’ta yaşayan insanların faydasına değildir.

Çözüm ve Barış için kaybedecek vaktimiz yoktur. Çözüm ve Barış Platformu olarak mücadelenin devam ettiğini vurgular, federal bir Kıbrıs’a olan bağlılığımızı yeniden teyit ederiz.